İstanbul; geçmişinde yüzlerce aşk hikayesine şahit olmuş koskoca bir şehir. Şehrin öne çıkan, en belirgin iki yapısı olan Galata Kulesi ve Kız Kulesi ise bu sefer hikayenin başrolünde.

Galata Kulesi, tüm şehri tepeden izleyerek İstanbul’a hakim olan eşsiz bir yapı. Kız Kulesi ise Boğaz’ın yalnız ve büyüleyici bir olarak tüm şehrin ilgi odağı haline gelmiş bir yapı. İkisinin de hakkında çok efsan olmasına rağmen en güzeli, birbirlerine olan aşklarıdır.

 

Kız Kulesi ise MÖ 5. Yüzyıl’da Yunanlılar tarafından yapılmıştır. Bütün aşıkların yıllarca oturup Salacak Sahili’nden Kız Kulesi’ni izlemesine sebep olmuştur. Kız Kulesi de aşıkları izledikçe kendi yalnızlığını hissetmiştir git gide…

Bir gün karşısında Galata Kulesi yükselmiş tüm büyüleyici duruşuyla… Tahminlere göre 507 yılında Roma’lılar tarafından yapılmıştı. İşte o an Kız Kulesi ve Galata Kulesi tüm İstanbul huzurunda birbirlerine aşık olmuşlar. Fakat araya giren koskoca İstanbul Boğazı, imkansızlaştırmış aşklarını.

 

İmkansız aşk karşısında günden güne eriyip soluyormuş Kız Kulesi. Galata Kulesi ise Kız Kulesi’ni böyle gördükçe kahroluyormuş ve duygularını duyurabilmek amacıyla mektuplar, şiirler yazıyormuş.

Günlerden bir gün, Ahmet Çelebi çıkıvermiş Galata Kulesi’nin tepesine. Amacı oradan Üsküdar’a uçmakmış. Galata Kulesi, Ahmet Çelebi’ye uçmadan önce tüm aşkını dile getirmiş ve yazdığı mektupları vermiş. Hezarfen Çelebi dayanamamış bu aşkın çaresizliğine, almış mektupları ve atlamış Galata Kulesi’nden.

 

Rüzgar o kadar kuvvetliymiş ki mektuplar dağılmış Boğaz’ın dört bir yanına. Yine de Kız Kulesi anlamış, Galata Kulesi’nin ona ne kadar aşık olduğunu ve martılarla birlikte şarkılar söyleyerek dile getirmiş aşkını. İmkansız olan aşk artık karşılığını bir şekilde gördüğü için iki kulede parlamış İstanbul’da günden güne…

 

İşte bu efsanevi aşk nesilden nesile ve İstanbul’a ilham kaynağı olmuş.

14 Şubat Sevgililer Gününüz Kutlu Olsun!